Kuryelikten markaya…
Turkcell'de saha satış uzmanlığı, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı'nda askerlik, restoran işletmeciliği derken hayat beni en son motor üzerinde kuryeliğe getirdi.
Bir gün yine motor üzerindeyken babamın WhatsApp durumunda bir söz dikkatimi çekti:
“Zaman akıp gidiyor…”
Gerçekten de öyleydi.
Daha dün “askerliğe çok var” diyordum, bugün yaş 30 olmuştu. Yıllar fark etmeden, çok hızlı geçmişti.
O gün “zaman geçiyor” sözü kafama takıldı. Kelimeleri kısalttım:
ZAman GEÇiyor → ZAGEC
İsmi görünce, “Bu benim markam olmalı.” dedim. Ve yola çıktım.
Adı “zaman geçiyor” olan bir markanın saat satması tesadüf değil. Kaybettiğimi düşündüğüm yılları geri getiremem; ama zamanı hatırlatan bir şey satabilirim.
Ama sadece bir marka kurmak istemedim. Kurduğum sistemleri başkalarına bağımlı olmadan anlayabilmek, geliştirebilmek ve kontrol edebilmek için aynı dönemde yazılım eğitimi almaya başladım.
Bugün markamı büyütürken bir yandan da kendi teknolojimi öğreniyor, sistemlerimi geliştiriyor ve adım adım tüm kontrolü kendi elime alıyorum.
